Öfkeyle baş başa kalmak

Söyleşi: Tarık Sipahi

 

"Herkes uydurduğu hikayenin içinde kaybolur."

Cihan Oğuz

 

"Yahudi ruhu"nu kavramak

Berti Erbeş

 

 

 

"Yahudi ruhu"nu kavramak

Berti Erbeş Şalom Kitap 11 Ekim 2006

 

 

“...Onca mucizeye ve işarete rağmen, Rab ile görüşmek için Horeb Dağı'na çıkan Musa'yı beklemek yerine, ayrılığın kırkıncı gününde tapılacak bir buzağı yaptık. İşte o gün sonsuza kadar lanetlendim. Artık beni ruhumu onaracağım yeni hayatlar bekliyordu.

Bir keresinde, börtü böceğin dünyasını keşfedecek kadar uzun bir süre Yeruşalayim'e bir taş olarak var oldum. Basit bir taş parçası olarak ruhum arınmaktan hâla çok uzak kalınca, bu kez bol miktarda tanrıya sahip, garip bir kavmin arasına gönderildim. Japonya'da kağıt yelpazeler yaparak sefil, sıradan bir hayat yaşadım. At üzerinde oradan oraya seğirttikten ve çeşitli binalarda taş olarak gezindikten sonra bir Türk olarak dünyaya geldim.

Her dönüş yeni deneyler, yeni acılar, yeni deneyler, yeni günahlar ve yeni aşklar demekti. Bir kez bile beni sevdiğini söylemeyen bir kadına tutuldum ve her yaşamda hep onu aradım yeni bedenlerde.

Simdi soruyorum: Ruhum bu hayata ait değilse, sevdiğim kadınları sahiden sevmiş olabilir miyim? Herhangi bir hissi gerçekten yaşamış olmam mümkün mü? Yoksa hepsi cezalı ruhumun sanrıları mıydı?”

Sürgün Ruhun Rüya Defteri adlı kitabın etkisini uzun süre üstümden atamadım. İkinci kez okuduktan sonra yazarın kimliği bende, önüne geçilmez bir merak uyandırdı. “Yahudi ruhu”nu böyle derinlemesine acaba kim kavrayabilir diye düşündüm. Romanda geçen mekanlar, ülkeler, etrafımızdaki tanıdık tipler, kararkterler ve bir istanbul insanının her an karşılaşabileceği, olağan bir yaşam tarzı içinde huzur arayan, rırgulayan ve vicdanı ile karşı karşıya kalan bir Yahudi ruhu... Gündekik yaşam içindeki hesaplaşmalar, ililemler... Ve tüm bunlara karşı umursamazlığı engelleyen din- baskın bir libidonun etkisinde, her inançlı Yahudi'nin karşı karşıya kalabileceğibiraz obsesif bir iç dünya. Bu yaşantı ile ilgili itiraflar için en uygun yardu-ımcı Freud, en uygun yer de olsa olsa psikanalist koltuğu olabilirdi. Yazar da zaten konuyu öyle kurgulamış.

Yarım yüzyıla dayanan yaşamımda belki de, zaman zaman tanımlamakta zorlandığım Türk ve Yahudi kimliğimin karmaşık sentezinin örtüsünü ansızın kaldırdığı içindir ki, Sürgün Ruhun Rüya Defteri benliğimde derin izler bıraktı.

Kimdi Ömer F. Oyal? Kitabında sergilediği engin bilgi birikimi ile bir tasavvuf adamı mı, ilahiyatçı mı, yoksa bir Türkolog mu? Yahudi tarihi, Tevrat ve Kabala hakkındaki kültürü nereden geliyordu? Kitapta geçen İbranice kelimelerde tek bir yazım hatası yoktu. Sadece bazıları İngilizce okunuşuyla yzaılmıştı. İşin ilginç yanı kitap Oyal'ın ilk romanı idi. Demek ki, yazar bunca zaman birikimini ve edebi yeteneğini bu kitap için yüreğinde saklamıştı.

 

Birey-Tanrı ilişkileri

 

Okuyucunun alacağı lezzeti ve hazzı gene okuyucuya bırakmak amacıyla Sürgün Ruhun Rüya Defteri'nin felsefesinden algıladıklarımı birkaç cümle ile yansıtmakla yetineceğim sadece.

Kimileri Tanrı'ya inanır, dinin varlığını bilir. Ancak bu kavramlarla, modern zamanın koşulları içinde bir cenazede veya bir bayram günü karşı karşıya kalınır sadece... Taziye sunma ya da sevinç paylaşma vesilesidirler... Tanık olunan felaketler karşısında adet yerini bulsun diye Yaradan'ın koruması dilenir. Lakin “laf ola beri gele” temennilerden ibarettir tümü...

Kimileri ise Rabbi gönül ve bilinçlerinde özümsemişlerdir. Tanrı'yla bireysel ilişkileri dışında, hayatın her safhasında O'nun kuralları yerine getirilmeli, yasaklarından sakınılmalıdır. Oysa çağdaş yaşamın içinde “günah ve hesaplaşma”, o inanç sahibini bir gölge gibi takip eder. Güneş, ilahi nur yani imanın en tepede bulunduğu, en yakıcı olduğu öğle zamanı, gölgeler kaybolur. An, Rabbe sığınma ve arınma anıdır. Akşam vakti yaklaştıkça gölgelerin tekrar uzaması artık kaçınılmazdır. Gece ise karanlık ve durağan bir dinlenme dönemidir. Ta ki, güneş ufuktan ilk ışıklarını tekrar vermeye başlayıncaya kadar. Ve bu döngü, günahın çekiciliği, günahla birlikte yaşanan sevaplar, pişmanlıklar ve yeniden arınma isteği ile dopdolu olarak yaşam boyu ve belki de sonrası da devam eder durur...

Sürgün Ruhun Rüya Defteri'ni bir an önce okumanızı önerirken, uykusuz geçireceğiniz bir gece ve o geceyi takip eden düşünceli günler için sizi peşinen uyarıyorum. Toparlanmakta güçlük çekecek olursanız, kitabın fiyatı dışında olsa olsa birkaç “terapi” seansına mal olur hepsi bu.