"Özgürleşmek vicdan-gerçeklik dengesini bulabilmektir"

Söyleşi: Aysel Sağır

 

Hiç gereği yokken!

Söyleşi

 

 

"Hiç gereği yokken!"

 

Vatan Kitap 15 Nisan 2013

 

 

Ferahlık Anına Övgü, rastlantı sonucu bir tekkenin meydan yerinin tezyinatı gibi tamamıyla kendisine, kendi estetik kaygılarına yabancı bir işi para için üstlenen bir ressamı anlatıyor. Ona paralel olarak da tarikatta iyi bir sufi olmaya çabalayan birinin gayretini ve dertlerini hikaye ediyor. Bir hidayet romanı değil bu. Hidayet hikayesi “kolay” bir çözüm. Zaten, hidayet de tıpkı tevekkül gibi, “sallantısı olmayan bir huzur ve huzuru olmayan bir sallantıdır.” Öte yandan “New Age”leştirilmiş bir tasavvuf sunumundan da, algısından da uzak durmaya çalıştım. Her dünya görüşü ve inancın kendine özgü ortodoksluğunun onun gerçekliğine en yakın hali olduğunu düşünüyorum. Gelenek asla budala değildir. Yalnıca farklı bir yolda düşünür, orada kalmaya çalışır. Fakat dünya orada kalmaz. İki tarafın hakikatlerinden, kendine özgü adanmışlıklarından, tutkularından söz ediliyor kitapta. Tasavvuf edebiyatını da, tasavvuf ehlinin yaşamlarının ve sözlerinin aktarıldığı kitapları da, tasavvuf müziğini de oldum olası severim. Arada kısa tasavvuf hikayeleri de, anektodlar da anlatılıyor kitapta. Geleneğin modern dünya ile karşılaştığında kendini içinde buluverdiği gerilimi ve modernin kendi gerilimlerini karşılaştırıyorum. İki insan türünü karşılaştırıyorum. Hakikatin kesinkes bilinemeyeceği yerde farklı seçenekler etrafında dönüyorum. Kitabımın bir diğer izleği ise türlü suçlulukları kuşanıp durmamız. Çoğu kez hiç gereği yokken ve kimsenin umurunda değilken. Arınma gayreti suçluluğu da büyütebilir.