zaman lekeleri.jpg
IMG_7981.jpg
fft243_mf32800764.Jpeg
IMG_7995.jpg

 

2019 yılı Notre-Dame de Sion Edebiyat Ödülü:

“Zaman Lekeleri”, Yazar: Ömer F.OYAL

 

 

"Zaman Lekeleri" ile büyük bir hikâyenin - yani istanbul-Bağdat Demiryolu hattının ve aynı zamanda Türkiye'nin hikâyesinin - özgü anlatıcısı olan bir vagon eşliğinde bizi bir yolculuğa çıkarıyor. Bu hikâye Nazım Hikmet'in de güzel ifadesiyle, insan manzaraları sunarcasına pek çok kişisel yazgıyla kesişiyor"

2019 Notre-Dame de Sion Edebiyat Ödülü sayfası

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Teşekkür konuşması

 

 

«İnsanlar, yıllara dalmış devler misali, yaşamış oldukları, sayısız günden oluşan, birbirinden uzak dönemlerin hepsine aynı anda dokunurlar.» Burada, bu mekanda Proust’tan bir alıntı yapmanın uygun düşeceğini düşündüm. Birisi tüm büyük düşünürler temelde aynı şeyi düşünürler demişti, tabii o kendisini de işin içine katmaktan geri durmamış. Proust en sevdiğim Fransız yazar ama ondan kısa bir alıntı yapabilmek epeyce güç. Biraz önceki cümle haliyle bölünmüş bir cümle.

Bizler, Türkiye’de yaşayanlar pek çok farklı döneme ve zamana dokunabilmek için çok müsait bir yerdeyiz. Bu da bazen kişiyi yılgınlığa sürükleyebiliyor zira uzak dönemlere ve pek çok kültüre dokunabilmemize karşın pek de bir şeyin değişmediğini hissedebiliyoruz. Kuşkusuz bunu kabullenmekten kaçınıyoruz, bunca şey değişmeden kalmış olamaz! Nihayetinde değişim diye bir şey var, zaman denilen durmaksızın akan bir nehir var. Buna rağmen uğursuz biçimde aynılık duygusuna kapılmaktan kurtulamıyoruz ve başka bir büyük düşünüre inat pekala aynı suda yıkanabileceğimizi görüyoruz. O zaman bize izlenimleri temaşa etmek kalıyor. Yine Proust’un deyişiyle; «Gerçekliğin tek ölçütü, malzemesi ne kadar cılız, bıraktığı iz ne kadar silik görünse de, izlenimdir ve bu yüzden de zihin tarafından kavranmaya layık tek şeydir, (...) sadece izlenim zihne bir mükemmellik kazandırabilir.» Gerçeklik bizi aynı anda sarmalayan izlenimlerle hatıralar arasındaki bağlantıdır. Nesnellik gayreti de izlenimlerin bir üst perdeden seyredilebilmesi halidir belki de. Evet, uçucu izlenimleri kalıcılaştırma peşindeyiz. Öbür yandan bizler nesnel olabilsek bile taraf tutmak, taraf tutmanın erdemlerini savunmak zorundayız. Üstelik bu salt naif bir erdem değil, kendimiz kalarak nefes alabilmenin yollarından birisi.

Bu güzel bahar akşamında daha fazla uzatıp, daha fazla büyük cümle kurmayayım. Konuşmanın hayırlısı kısa olanıdır. Zaman Lekeleri’ni Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü için uygun bulan tüm seçici kurul üyelerine, bu güzel geceyi hazırlayan herkese, beni yalnız bırakamayan Yapı Kredi Yayınları yöneticilerine, buradaki arkadaşlarıma çok, çok teşekkür ederim. Son olarak da burada bulunamayan eşime, Barbara’ya selam göndermek istiyorum. Yeniden teşekkürler.

Ömer F. Oyal